Gördüğümüz kadarıyla Sayın Mustafa DÜNDAR halkın direk sorularındansa, medya aracılığıla gelen soruları yanıtlamayı tercih ediyor. Kendisine ve memurlarına defalarca iletmeye çalıştığımız ama her nedense cevap almakta başarılı olamadığımız bir kaç soruyu sizin aracılığınızla sormak istiyorum
- Doğanbey projesinde 4 yılı geride bıraktığımız süreçte, “550 günde tamamı teslim edilecek” diye beyan edilen evlerin halen hak sahiplerine teslim edilememesi sebebiyle ortada ağır bir mağduriyet varken, "projede sorun yok, herşey normal" açıklamalarınız sizce ne derece normal?
- Projenin ilk imzalarında Resmi Gazete’de beyan edilen 4A yapı birim maliyeti 482 TL iken, imzalanan evraklarda bu hangi sebeple 665 TL olarak düzenlendi?
- Hak sahipleri Belediyeye, Belediye ise Toki'ye bağlı olduğu bir sistemle bu proje hayata geçirilmesine rağmen, Toki tarafından sonradan tespit edilecek tüm artış ve sorunların tek muhattabı Belediye olması gerektiği yasal olarak da net olmasına rağmen, hak sahiplerine haber verilmeksizin yapılan metrekare büyütülmesi sebebiyle ortaya çıkan fiyat farkının, Belediye arada yokmuşcasına hak sahiplerine yüklenme çabası karşısında, Osmangazi Belediyesi olarak atılan yasal adımlar nelerdir?
- Bir hukukçu olarak Toki'nin, hiç bir yasal sorumlulukları olmamasına rağmen çıkan trilyonlarca lira fiyat farkını imzayla sorumlusu sabit olan Belediyeye değil de, Belediyeyi aradan çıkartarak yeniden yaptığı ve imzalatmaya çalıştığı sanal sözleşmelerle hak sahiplerine yüklemeye çalışmasının yasalardaki yeri ya da yasal karşılığı sizce nedir?
- Seçim öncesi Büyükşehir Belediye Başkanı’nın "Ortada bir hata var ve biz bunu telafi etmek için gerekli mercilerle görüşmeler yapacağız", Başbakan yardımcısı Sayın Bülent ARINÇ'ın "Gerekirse Toki'yi aradan çıkartıp hak sahiplerinin mağduriyetini direk Başbakanımızla görüşüp seçimden hemen sonra halledeceğim" cümlelerine rağmen, başkanlığını yaptığınız projede hak sahiplerinin zaten 2007 yılında imzaladığı ve yasal olarak haklarının ve sınırlarının net belirlendiği sözleşmelerin hiçe sayılıp, Toki tarafından, içeriği hak sahipleri için daha büyük mağduriyetlerle dolu olan yeni bir sanal sözleşmeyi banka aracılığıyla hak sahiplerine imzalatmaya çalışmasına bir engel koymayacak mısınız?
-Bu gibi bir durumda hak sahiplerini Toki ile karşı karşıya bırakmak ne derece mantıklı? Yasal prosedür ve taraflarca imzalanan senet ve protokollerle de Belediye’nin bunu yapması yasal olarak mümkün değilken, Belediye’nin aradan çekilmiş gibi sessiz kalması ve sorunlardan habersizmiş gibi görünmesi ne derece mantıklı? Ya da siz bu mağduriyetleri telafi etmek için hak sahipleri adına ne tür adımlar attınız?
MEHMET ASLAN
…………….
Uludağ Yolu’nun genişletilmesi, doğa katliamı demek…
Ben bir doğaseverim. Dolayısıyla da çevre konusunda duyarlıyım. Aktif olarak da çevre ve doğa katliamcılarıyla mücadele etmeye çalışıyorum. Bir süre önce gazetelerde Uludağ Yolu’nun genişletileceğini okuyunca dehşete düştüm. Bu binlerce ağacın kesilmesi demek. Örneğim Teleferik’in yenilenmesi sırasında bile Belediye Meclisi 1350 ağacın kesilmesine izin verdi. Kim bilir Bursa-Uludağ yolu için ne kadar ağaç kesilecek? Üstelik bu yol buyunca asırlık ağaçlar var. Büyükşehir Belediyesi’nin bu kararını bir kez daha gözden geçirmesini rica ediyorum. Sanki vızır vızır işleyen bir yol, sanki trafik sorunu yaşanıyor… Sadece kış aylarında işi düzgün birkaç yüz insan için, böylesine bir doğa katliamı yapmaya değer mi?
NUR HAYAT CEBECİ
………………………………